Televizyonun Zehir Etkisi

Günümüz annelerinin bir çoğu, ev işlerini yaparken veya kendilerine özel vakit ayırmak istediklerinde çocuklarını meşgul tutmak adına, bilinçli ya da bilinçsiz olarak çocuklarının televizyon karşısında çok zaman geçirmelerine neden oluyorlar.

Yapılan araştırmalar televizyonun çocuklarımıza verdiği zararı aşağıda özetlemektedir.

….

“Anneler çocuklarını dünyaya getiriyor. Dadılığını televizyona yaptırıyor.

ABD’de bir üniversite’nin yaptığı araştırma sonuçlarına göre, fazla televizyon seyretmek özellikle bebeklik çağından yeni çıkmış çocuklarda (3 yaş civarı) saldırgan kişilik oluşmasına yol açabiliyor.

New York Devlet Üniversitesi (University at Albany) tarafından yapılan araştırmaya göre, çocuktaki saldırganlık eğilimi ile televizyon arasında bir bağlantı olması, seyretme olmadan sadece açık cihazın yakınında olması durumunda bile geçerli olabiliyor.

Araştırmada, Amerikan Pediatri Akademisi tarafından 2 yaş ve altındaki çocuklara televizyon seyrettirilmemesi, daha büyüklerin ise günde en fazla iki saat seyretmeleri yönündeki önerisine de işaret edilerek, çocuklan kişisel gelişimlerinde yararlı olacak okuma ve oyun oynamak gibi etkinlikler yerine televizyon seyretmelerinin genel olarak kişisel gelişmelerini de olumuz etkilediği kaydedildi. (Sy.43, 44)

Çocuk-televizyon ilişkisi konusunda en katı olan ülke ise Fransa. Fransa’da televizyon kanallarını hedef kitlesi üç yaş altı çocuklar olan programları yayımlaması yasak. Ülkede kablolu kanallara, uyan ibaresi »sayımlama şartı getirildi: “Televizyon izlemek, üç yaş altı çocukların beyin gelişimini yavaşlatabilir.

Çocuk gelişimi uzmanlarına göre, çocuklan zihinsel gelişimini olumlu yönde etkileyen üç unsur bulunuyor: Ebeveynler veya bakıcılarla yüz yüze etkileşim, iletişim kurmayı öğrenme ve fiziksel dünyayı manipüle edebilme, yaratıcı problem çözme oyunları. Elektronik ekranlar ise çocuklara bu üç unsurdan hiçbirini sağlayamıyor. Daha saldırgan davranışlar gösteren ve dikkat dağınıklığı yaşayan çocuklan korunabilmesi için, bu yaş grubu çocuklan ekrandan uzak tutmak gerekiyor.

Peki TV karşısında uzun zaman geçirmek çocuklan zihinsel gelişimini nasıl etkiliyor?

Avustralya hükümetinin rehberine, rehberin hazırlanmamsa yardıma olan Avustralya Deakin Üniversitesi Epidemiyoloji Profesörü Jo Salmon’a göre yanıt şöyle:

2 yaş altı çocukların televizyon izlemesi, konuşma becerisini zedeliyor.

Ekran karşısında asosyalleşen çocukları iletişim kurma yeteneği zarar görürken, odaklanma süreleri de kısalıyor.

6 ila 30 aylık çocukların TV izlemesi, kelime dağarcığını da daraltıyor.

Televizyon, beyin nöronlarını ve gürültüyü çeşitli sinyallerden ayırt etmeye yarayan sinaptik bağlantıları öldürüyor.

Çocuğunuza zehirli yemek yedirir misiniz?

Maalesef toplum olarak çocuk yetiştirmeyi, çocuklan karnını doyurmak, kıyafetlerini almak, okul ihtiyaçlarını karşılamak. Dershane taksitlerini ödemek zannediyoruz.

Maalesef anne babalar çocuklarının hangi yemeği yiyip yemeyeceği ile ilgilendikleri kadar hangi filmi izleyip izlemeyecekleriyle ilgilenmez oldular.

Yemek çocuğunuzun sadece midesini kirletir. Çok ağır değilse yedikleri, ya birkaç gün hasta yatar, ya da midesi yıkanır.

Her gün zehirli filmlerle ruhu kirlenen çocuklan ne hale geldiğini görmek zorundayız.

Zehirsiz film sayısı çok az…

Bence asıl sorunumuz, çocukları zehirlerden korumayı başaramamış olmak değil. Kendimizi bu zehirlerden koruyamıyoruz ki, çocuklan nasıl koruyalım?

Kendini kurtaramayan başkasını kurtaramaz…

Kendini koruyamayan başkasını koruyamaz…

Kahvaltılık Bilgi

Bir devlet başkanının küçük bir hatırası …

“Annem her sabah kahvaltıdan önce gazeteleri okur, önemli ve güzel haberleri panoya kesip asardı. Sonra gelip bizi kaldırırdı. Yüzümüzü yıkadıktan sonra panodaki yazıları okur sonra kahvaltı yapardık. Üniversiteyi bitirinceye kadar bu böyle devam etti.”

Anne sabah erken kalkıp önce gazeteleri okuyor. Kendini sürekli geliştiriyor. Sonra evlatlarına faydalı olacak bilgileri işaretliyor. O bilgileri gazetelerden kesip panoya yapıştırıyor. Ondan sonrada çocukların kahvaltısını hazırlayıp onları kaldırıyor.

Önce beyinlerini sonra karınlarını doyuruyor.

Zaman zaman yaptığı bir şey değil bu. Birkaç gün. Birkaç hafta, birkaç ay yada sadece birkaç yıl da değil. Okula başladıkları günden üniversiteyi bitirdikleri güne kadar devam ediyor bu “kahvaltılık bilgi” eğitimine.

Önemli olan sizin çocuklarınızı sabahları nasıl doyurduğunuzdur.

Kahvaltı sofranıza neler koyduğunuzdur.

Daha da önemlisi kendini doyurmadan başkalarını doyuramayacağımız gerçeğini anlamak zorundayız.

Kendisi okumayan başkasına okuma emrini verirken ne kadar etkili olur.

Kendini eğitmeyen başkasını eğitirken zorlanmaz mı ?

Hep biz büyükler gençlerden ve çocuklardan şikayetçi oluruz ya!

Adamın biri iş güç sahibi olamamış Olan oğluna “Sultan Fatih senin yaşındayken İstanbul’u fethetti!” deyince, hazır cevap delikanlı “Fatih’in babası senin yaşındayken devlet yönetiyordu!” demiş.

“Anne babalar çocuklarınızı televizyonun esaretinden kurtarmak için öncelikle kendilerini televizyonun esaretinden kurtarmalıdırlar”

Kaynakça : “Anne Katili Nasıl Yetişir”, Sait Çamlıca , Akis Kitap, Sy.43-51.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*