Kimse Sizi Anlamıyor mu ? – 4

ç inançlarımızın ve kendi kendimize söylediğimiz sözlerin niteliğinin hayatımızı cennet ya da cehennemde imiş gibi yaşamamıza sebep olmaktadır.

Akla aykırı inançların ve iç konuşmaların tohumları, daha küçük bir çocuk iken atılmaktadır.

Anne-babaların (veya onların yerini alan aile üyeleri veya dadı ) eğitim adı altında uyguladıkları yanlış metotların (çocuğu eğitmek veya denetim altında tutmak amacı ile ! ) ve sarfettikleri sözlerin (ebeveynlerin kendileri hakkındaki konuşmaları, birbirleri hakkındaki olumsuz yorumları, çocuk hakkındaki serzenişler) körpecik beyinlere ne kadar zarar verdiği ne yazık ki farkedilememektedir!

İlk izlenimlerini bu yolla edinen geleceğin yetişkinleri olacak çocuklar, daha sonra kendileri akla aykırı inançlar ve iç konuşma sözleri oluşturmaya başlarlar. Ve… sürekli yineleyerek ve inançlara uygun şekilde davranarak, bunların zihinlerinde kökleşmesine zemin hazırlarlar.

Bilinç altına yerleşen zehirlerin! beyinden atılması ancak ve ancak, durumun farkına varılarak irdelenmesi ve kalıpların değiştirilmesi ile olacaktır.

Bunun başarılması insanın kendisine karşı zafer kazanması ile mümkündür.

Değişim, mucize eseri değildir. Çaba, emek ve sabır ile yol arkadaşı olması gereklidir.

Bu yazıda, akla aykırı inançlar ve olumsuz iç konuşmaların önemli diğer bir neticesi olan öfke üzerinde durulacaktır.

“Öfkemi ne yapsam ki ? Tencerenin kapağını mı kapatsam, yoksa bırakayım taşsın mı ?”

Yanıt : “Altındaki ateşi kıs.” (1)

İç konuşma ile inançlar tıpkı sıcaklık derecesini azaltıp çoğaltmaya yarayan bir düğme gibi, öfkenizi denetler.

Engellenmeye dayanıksızlık ve öz değerimize yönelik tehditler öfkemizin başta gelen kaynaklarındandır.

Engellenmeye Dayanıksızlık ?

İstediğinizi mutlaka elde etmeniz gerektiğine, elde edemezseniz bunun berbat bir şey olacağına ve böyle bir şeye dayanamayacağınıza inanmak, sabırsızlığa, engellenmeye dayanıklılığın azalmasına, engellenmenin artmasına ve öfkeye yol açar. Bir durumun berbat veya korkunç kötü olduğuna inanmanın yerine o durumun rahatsız edici ya da tatsız olduğuna inanmayı koyun.

Engellenme durumları hakkında kendi kendinize konuşurken “rahatsız edici,” “pek hoş değil” gibi daha yumuşak, serin kanlı sözcükler kullanın.

Engellenmeye dayanıksızlığın tetiğini çeken şu sıradan olaylarla her gün karşılaşabiliriz: işbirliğine yanaşmayan insanlarla uğraşmak, bilgisayarınızda sorunlarla karşılaşmanız, yavaş ilerleyen bir kasa kuyruğunda bekleyiş, trafik tıkanmalarında arabanızın içinde oturup durmak, park yerinde arabanızın önünü kapatan arabanın sürücüsünü beklemek, evin anahtarını içeride unutup kapıyı çekmek.

Öz Değere ve Benliğe Yönelik Tehditler ?

Bireyler öz değerlerini azaltmaya, kendini kabullenişlerini sarsmaya, kendilerini küçük düşürmeye yönelik davranışları algıladıklan zaman çoğu kez öfkeyle karşılık verirler.

Öfkelerinin derecesi genellikle kendi özdeğerleri hakkında besledikleri kuşkunun derecesiyle doğru orantılıdır.

Bir kimsenin öz değerini tehdit eden durumlara örnek olarak şunlan gösterebiliriz: okul çevresinde tutulan biri olmayı başaramamak, çalışma arkadaşlarından veya üstlerinden eleştiriler almak, bir kimsenin kendisinin görünümüne, malı mülküne, davranışına düşüncelerine ilişkin olumsuz yorumlara muhatap olması.

Öfke için Tavsiyeler ve Kendi-Kendine Yardım (2)

1 – Öfkenize yol açan başlıca etkenlerin, güncel sorunlar, başkalannın yaptıkları haksız davranışlar, engelleyen olaylar veya daha başka gündelik sorunlar (başka deyişle başlatan olaylar) değil kendi inançlarınız ve iç-konuşmanız olduğunu kabul edin. Öfkemizden sorumlu olan biziz.

2 – Gündelik sorununuz (başka deyişle, sizi öfkelendirdiğini sandığınız başlatan olay veya kişi) ile başa çıkmaya girişmeden önce duygusal sorununuz (öfkeniz) ile başa çıkın.

3 – Bir kimseye karşı duyduğunuz öfkeden vazgeçmenin avantajlı ve avantajsız yanlarını iki sütun halinde sıralayın.

4 – Öfke ve hiddetin (sağlıksız duygular) yerine can sıkkınlığını veya hafifçe hırçınlaşmayı (sağlıklı duygular) koyun. Kendinizi bir kimse tarafından öfkelendirilmiş ve ağır derecede engellenmiş hissetmek yerine o kimsenin size rahatsızlık verdiği duygusunu koyun.

5 – Öfkelenecek yerde duygularınızı, haklannızı, düşüncelerinizi öfke ögsterisi yapmadan açıklayın ve savunun.

6 – Kendinizden, başkalarından ve dünyadan yerine getirilmesini beklediğiniz kesin istemlerinizi en aza indirin. Meli’li ve zorunluklu sözlerinizin yerine dilekler, arzular ve tercihler koyun. Sizi öfkelendiriyor gibi görünen şey hakkında kendi kendinize konuşurken, kendinizce istediklerinizi tercihler, arzular ve dilekler biçiminde ifade edin. ifa”…. tercih ederim,”… arzu ederim,” “Dilerim ki…” sözcüklerini içeren cümleler kullanın.

7 – Herhangi belirli bir zamanda var olan olayların ve durumlann o sırada var olan koşullar ve etkileyici kuvvetlerde değişiklik olmadıkça varolmakta devam edeceklerini kabul edin. Bu olayların gelecekte düzeltilmesi için çalışın.

8 – Öfkeyi dışa vurmanın sağlıklı bir yol olduğu inancından vazgeçin. Öfke kalp-damar hastalıklarına, yüksek tansiyona, neden olur; bunlarda inmelere ve daha başka önemli bozukluklara yol açariar. Öfke öfkelenene zarar verir, hafif hırçınlık ve can sıkkınlığı sağlıklı sayılabilir.

9 – Öfkenizi dışa vuracak veya içinizde tutacak yerde şiddetini azaltın öfkenin dışa vurulması gelecekte öfkeyi kullanma alışkanlığı doğurur, öfkeyi dışa vurmanın yerine o olayın veya kişinin canınızı sıktığını dışa vurun. İletişim becerilerinizi geliştirin ve haklarınızı, duygulannızı açıkça öne sürerek kendinizi kabul ettirici bir tutum izleyin.

10 – Duygusal sıkıntı içinde olduğunuz zaman kendi kendinize konuşurken serin kanlı bir dil kullanın.

11- Öfkenizin tetiğini çekebileceğini tahmin ettiğiniz durumlarla karşılaşınca ne söyleyeceğinizi, ne yapacağınızı zihninizde prova edin.

12 – Şunlara benzer başa çıkmayı kolaylayan iç-konuşma sözleri kullanın: “Bu hoşuma gitmiyor, ama gitmese de hoşuma, dayanırım ben ona.” Ona kadar say, bir daha say.

13 – Mümkün olursa, öfkenizin tetiğini çeken durumdan uzaklaşın. Hele çok öfkeliyseniz böyle yapın.

14 – Hoşlanacağınız bir etkinliğe geçici olarak uğraşmak yoluyla dikkat dağıtma, saptırma ve eğlence tekniklerini kullanın. Bu kısa süre için daha az öfke duymanıza yardım edecektir.

Devam edecek…

Kaynak : “SOS, Duygulara Yardım”, Llynn Clark, Evrim Yayınları

1) Sf.197-200 2) Sf.206-208

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*