Kimse Sizi Anlamıyor mu? – 2

Hayatımıza neler yön vermektedir ve kaderimizi neler şekillendirmektedir ?

İlk yazıda açıklandığı gibi…

Olaylara, kişilere ve onların bize olan davranışlarına verdiğimiz duygusal yanıtlar ve davranış yolu ile verdiğimiz tepkiler…

Bir cümle ile ifade etmek ne kadar kolay değil mi ? Ah bir de uygulaması bu kadar basit olsa…

Kanaatime göre, insan olmanın en güzel yanlarından biri, mücadeleci ruha sahip olmak ve önce kendimize karşı zafer kazanmaktır.

Bir bebeğin, vücudu üzerinde kontrol sağlayıp ilk adımını atması gibi …

Değişim, mucize eseri değildir. Çaba, emek ve sabır ile yol arkadaşı olması gereklidir.

Yıllarca kişinin kendisine yaptığı olumsuz telkinlerin bir günde olumlu hale dönüşmesi biraz hayalcilik olacaktır. Zaman ile oluşan kalıplar, yine zaman ile kırılacaktır ve bu konudaki en büyük yardımcımız, kendimize karşı olan sabrımız olacaktır.

Nerede kalmıştık… Başımıza tetikleyici bir olay geldiğinde, devreye hemen inançlarımız ve iç konuşmalarımız girerek, duygusal ve davranışsal tepkiler vermemize neden olurlar.

İlk önce inançlarımızın ve iç konuşmamızın niteliğini belirleyen duygularımızın farkında olmalıyız.

Kendinin farkında olmak ile iç konuşmasının farkında olmak aynı şeydir (1)

Öfke, depresyon ve bunaltı, üç ana tatsız duygudur.

Bir kimsenin kendi duygularını anlamasının ve yönetmesinin önemli bir parçası, o duygulan niteleyebilmesi, başka bir deyişle adlandırabilmesidir.

Tatlı Duygular

Hâlimden memnunum. Değerim biliniyor. Başarılıyım. İstekliyim.

İçimde ferahlık duyuyorum. Mutluyum. Keyfim yerinde. İyi, harika.

Kıvanç duyuyorum. Doygunum. Övünç duyuyorum. Kabul ediliyorum, beğeniliyorum.

Becerebilirim, Kendime güveniyorum. Kendimi cesaretlenmiş hissediyorum.

Huzurluyum, içim rahat. Seviyorum, seviliyorum. Sevinçliyim, coşkunum.

Hoşuma gidiyor, beğeniyorum. Müteşekkirim, minnet duyuyorum.

Umutluyum, iyimserim. Kendimi güvenlikte hissediyorum. Saygı görüyorum.

Tatsız Duygular

Öfkeliyim, deli gibiyim. Siniriiyim, huysuzlanıyorum. Düş kırıklığı duyuyorum.

Yalnızım, bir kenara itilmişim. Aptalım, kalın kafalıyım. Kaygılıyım, tedirginim.

Güvensiz durumdayım. Kıskançlık duyuyorum. Cesaretim kırık. Kırgınım.

Yorgunum. Canım sıkkın. Çok bozuğum. Hınç besliyorum, hesaplaşmak istiyorum.

Arkadaşsızım, istenmiyorum. Suçluluk duyuyorum. Sinirlerim alt üst, gerginlik içindeyim.

Mutsuzum, bana haksızlık yapılıyor. Sevilmiyorum, ihmal ediliyorum.

Güç durumda kaldığımı hissediyorum. Kendimi küçük görüyorum.

Kafam karışık. Utanç duyuyorum.

Bazı kimseler yaşam yolculuğunda yanlarında hiç de gereği olmayan ağır duygusal bir yük taşır.

Akla Aykırı İç Konuşma Sözleri… (2)

Meli’li Sözler
– Otomobil piyasasının en iyi satıcısı ben olmalıyım, Olmaz istediğim kadar başarılı bir pazarlamacı olmamaya dayanamam. O zaman ben ikinci veya üçüncü sınıf bir satıcı olacağım. Bu da benim işe yaramaz değersiz biri olduğum anlamına gelecek.

– Bu başıma gelmemeliydi; çok kötü. Buna dayanamam.

– Bana bu denli haksız davranmamalıydı. Onun bu davranışı karşısında kendimi aşağılanmış, değersiz biriymiş gibi hissediyorum.

Zorunluklu Sözler
– Bana çok saygılı muamele etmesi gerek. Böyle davranmak zorundadır. Ama hiç de davranması gerektiği gibi davranmıyor.

-Ben ….. zorundayım. Siz … zorundasınız. Dünya veya içinde yaşadığım koşullar …….zorundadır.

İnsanlar, meli’li sözler ve zorunluklu sözler kullanarak kendilerine veya başkarına yönelttikleri katı inançları ve kesin istemleri gerçekleşmeyince, bu inanç ve istemleri duygusal sıkıntıya bağlayan bir zincirin kızgın halkalarını yaratmaya eğilim gösterirler.

Kızgın halkaların hepsi de yıkıcı, zarar verici akla aykırı inançlar ve iç konuşma sözleridir.

Bunlar birleşerek, katı inançları ve kesin istemleri; öfke, bunaltı ve depresyon duygularına bağlayan bir zincir oluştururlar.

Kızgın Halkalar
– Berbat olarak niteleyen sözler :

“Ne berbat bir hava”, “Korkunç derecede kötü koşullar”

– Dayanamamazlık anlamına gelen sözler :

“Bu duygular beni ya öldürür ya da ömür boyu mutsuz eder, onlarla yaşamaya katlanamam”, “Ömür boyu sıkıntı çekmeyi kabul edemem”

– Suçlayıcı ve lanetleyici sözler :

“Seni alçak kahrolası yaratık” , “Lanet olsun”

– Kendini değersiz sayan sözler :

“Ben tükenmişim artık”, “Benden ne köy olur, ne kasaba”, ” Ben değersiz biriyim”, ” Bende iş kalmadı”

– Her zaman, hiçbir zaman ve asla anlamına gelen sözler :

“Her zaman böyle olacak”, ” Bu durum hiçbir zaman değişmeyecek”.

Yaşamınızı ve eylemlerinizi meli’li sözlere ve beş kızgın halka tipine giren sözlere dayandırmaktan kaçınmalıyız. Akla aykırı inançlarınıza bağlı kaldıkça ve iç-konuşmalarınızda akla aykırı sözler kullandıkça duygularınızı ve yaşamınızı yönetmeniz imkansız olmasa bile çok güç olacaktır. (3)

Duygularımızı yönetmek, duygusal zekânın, başarının ve mutluluğun önemli bir parçasıdır.

Yönetmek içinse akla aykırı inançlarımızı denetim altında tutmamız zorunludur.

Duygu Yönetimine Yardımcı Çeşitli Yöntemle

1 – Bir gündelik sorun ile duygusal sorunun birbirinden ayırt edilmes

2 – Gündelik sorunumuzdan önce duygusal sorunumuzun yönetilmesi

3 – Sağlıksız duygularımızın yerine sağlıklı duyguların konulması

4 – Meli’li ve zorunluklu sözlerle ifade ettiğimiz kesin istemlerimizin yerine tercihlerin ve dileklerin konulması

5 – İç-konuşmalarımızda duygusal bakımdan serin kanlı dil kullanılması

6 – Zihinsel tasarlamanın kullanılması

7 – İç-konuşma sözleriyle nasıl başa çıkılacağının öğrenilmesi

8 – Bazı stres azaltıcı etkinliklerin iyileşmemize değil, kendimizi daha iyi hissetmemize yardım ettiğinin farkına varılması

Devam edecek…

Kaynak : “SOS, Duygulara Yardım”, Llynn Clark, Evrim Yayınları

1) Sf.79-82 , 2) Sf.42,50,55, 3) Sf.88,89

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*